Kulağakaçan

Kulağakaçan
Kulağakaçan

Forficula auricularia, kulağakaçan, Forficulidae familyasında omnivor bir böcektir (hem etçil hem otçul). Kulağakaçan çeşitli ortamlarda hayatta kalır ve dünya’nın bir çok bölgesinde yaygın bir ev böceğidir. Sıklıkla Gümüşçün ile karıştırılmaktadır. İkisi tamamen farklı tür böceklerdir.

Kulağakaçan adı, böcekler arasında ayırt edici olan ve açıldığında insan kulağına benzeyen arka kanatların görünümünden gelir; Evlerdeki çatlakları işgal etme ve kiler gıdalarını tüketme eğilimleri nedeniyle bir ev zararlısı olarak kabul edilirler ve koşullara bağlı olarak zararlı veya faydalı bir tür olarak düşünülebilir. Doğal yaşam alanlarında, meyve bahçelerinde ve bahçelerde diğer zararlı böcekleri kontrol etmek için biyolojik kontrol ajanı olarak kullanılan veya teşvik edilen faydalı bir organizma olarak kabul edilir.

Forficula auricularia (Kulağakaçan) kırmızımsı-kahverengi renktedir, yassı, uzun bir gövdeye ve ince, boncuklu antenlere sahiptir. Kulağakaçanların belirgin özelliği, esnek karın ucundaki bir çift ‘kıskaç’ veya forsepstir. Her iki cinsiyette de bu kıskaçlar bulunur; erkeklerde iri ve çok kavisli iken kadınlarda düzdür. Yavrular görünüşte yetişkinlere benzer, ancak kanatları ya yoktur ya da küçüktür.

Morfoloji

Kulağakaçan, kalkan şeklinde bir pronotum, iki çift kanat ve bir çift forseps benzeri cerci ile uzun, düzleştirilmiş kahverengimsi renkli bir gövdeye sahiptir. Yaklaşık 12–15 mm uzunluğundadırlar. Gövdesi temelde 3 boğumludur. Anten 11–14 boğumdan oluşur ve ağız kısımları çiğneme tipindedir.

Erişkin erkekler, vücut ağırlığı, baş genişliği ile serkus uzunluğu ve genişliği bakımından polimorfiktir. Erkeklerin kıskaçları (forseps) çok sağlamdır ve temel olarak tırtıklı dişlere sahiptir. Dişi forseps yaklaşık 3 mm uzunluğundadır, erkeğe göre daha az sağlam ve daha düzdür. Dişiler kıskaçlarını çiftleşme, beslenme ve kendini savunma sırasında kullanılır. Dişiler ayrıca yaklaşık 2 mm uzunluğunda tegminaya (sert kanat) sahiptir.

Dünya’daki Dağılım

Avrupa, Batı Asya ve muhtemelen Kuzey Afrika’ya özgü olan kulağakaçan, yirminci yüzyılın başlarında Kuzey Amerika’ya taşındı ve şu anda kıtanın genelinde yaygındır. Soğuk karasal iklimlerdeki popülasyonları çok fazla artmamaktadır, soğuk bölgelerde senede 2 üreme yapabilmektedirler. Genelde ılıman bölgelerde, sıcaklıkların ortalama çok değişmediği iklimlerde yagındırlar. Afrika bölgesinde oldukça yaygındır.

Tüm dünya’da olduğu gibi Türkiye’dede kulakaçan yaygın olarak görülmektedir. Özellikle türkiye’nin ılıman bölgelerinde daha yaygındır. İlk gröülme raporlaması 1936 yılından öncedir. Kaynak: Steinmann(1993)

Davranış

Kulağakaçanlar, gündüzleri çiçekler, meyveler ve ağaç yarıkları gibi serin, karanlık, erişilemeyen yerlerde yuvalanırlar. Esas olarak geceleri aktiftirler, bitki maddesinden küçük böceklere kadar çeşitli yiyecekler ararlar. Omnivordur, hem etçil hem otçullardır ve yırtıcı olarak kabul edilmektedir. Diğer yiyeceklerin yanı sıra yaprak bitleri , örümcekler, böcek yumurtaları, ölü bitkiler ve böceklerle beslendikleri bilinmesine rağmen, genellikle bitki tüketirler. En sevdikleri bitkiler arasında adi turp Sisymbrium officinale , beyaz yonca Trifolium repens ve yıldız çiçeği bulunur. Ayrıca damarsız bitkiler , likenler ve alglerle beslenmeyi de severler. Bitkiler önemli bir doğal besin kaynağı olmasına rağmen, et veya şekeri doğal bitki materyaline tercih ederler. Kulağakaçanlar, yaprak ve elma, kiraz ve armut dilimleri gibi bitki materyallerin yemek yerine, yaprak bitlerini tercih eder. Yetişkinler, yavrulardan daha fazla böcek yerler.

Kulağakaçların iyi gelişmiş kanatları olmasına rağmen, oldukça zayıftırlar ve nadiren kullanılırlar. Bunun yerine, ana ulaşım şekli olan kulağakaçanlar, kereste, süs çalıları ve hatta gazete demetleri gibi giysiler veya ticari ürünler üzerinde bir yerden diğerine taşınır.

Kulağakaçan Üreme

Yumurtaların yanında kulağaçan
Yumurtaların yanında kulağaçan

Erkekler,  koku alma yoluyla eşlerini bulur . Daha sonra üreme organını dişinin karın ucunun altına kaydırır, karın yüzeyleri birbiriyle temas halinde olur, her ikisi de zıt yönlere bakar. Eğer rahatsız edilmezlerse, çiftler bu çiftleşme pozisyonunda saatlerce kalabilirler. Laboratuvar koşullarında, çiftleşmenin Ağustos ve Eylül aylarında olduğu gözlemlendi.

Kulağakaç yavruları, daha açık renkli olmaları dışında yetişkinlere çok benzer. Yavrular dört nimf evresinden geçerler ve ilk tüy dökümünden sonra yuvadan ayrılmazlar .

Kulağakaçanlar, toprağın yaklaşık 5 mm altında kışı geçirir. Dişi kulağakaçan, sonbahardayuvasına yaklaşık 50 yumurta bırakır. Uyku durumuna girer ve yumurtalarla birlikte yuvada kalır. Dişi, mantar oluşumunu önlemek için yumurtaları hareket ettirerek ve temizleyerek yavrularını önemser. İlkbaharda onları tek bir tabaka halinde yayar ve yumurtalardan yavrular çıkar. Yaklaşık bir ay sonra olgunluğa erişinceye kadar onları korur. Dişinin bir sezonda ikinci bir kuluçka yapması ve Ağustos ayının sonunda tüm gençlerin olgunluğa erişmesi mümkündür.

Habitat

Kulağakaçanlar, serin ve nemli habitatlarda iyi bir şekilde hayatta kalır ve optimum ortalama büyüme sıcaklığı 24 °C (75 °F)’dir. Belirli bir yıldaki popülasyonları, sıcaklık, rüzgar hızı ve doğu rüzgarlarının yaygınlığı gibi faktörlerle bağlantılıdır. Gelişimleri sıcaklıklarla alakalıdır. Kış uykusundaki yetişkinler soğuk sıcaklıkları tolere edebilir, ancak kil gibi drenajı yetersiz topraklarda hayatta kalma süreleri azalır. Aşırı nemden kaçınmak için iyi drene edilmiş yamaçların güney tarafını ararlar. Bazen, toprağın yetersiz şekilde drene edildiği çiçeklerin içi boş gövdelerini de işgal ederler. Yumurtaları soğuğa ve ısıya karşı dayanıklıdır.

Doğal bir ortamdakikulağakaçanların yaşam alanları genellikle çayırlar, orman kenarları, açıklıklar vb. olsa da, tarımsal alanlarda kulakaçanlar, insandan etkilenen habitatlar ve yapılarla yakından ilişkili hale gelmiştir. Özellikle ekin tarlalarında ve kentleşmiş alanlarda yüksek popülasyon görülür.

Kulağakaçarın Tarım Ürünlerine Etkisi

Kulağakaçlar, yüksek popülasyonlarda ekinlere, çiçeklere ve meyve bahçelerine önemli zararlar vermektedirler. Beslenebildikleri ticari tarım ürünlerinin bazıları şunlardır; lahana, karnabahar, pazı, kereviz, marul, patates, pancar ve salatalık. Kulağakaçanlar mısır (mısır) püsküllerini kolayca tüketir ve mahsule zarar verebilir. Meyveler arasında elma ve armut bahçelerine zarar verdiği tespit edilmiştir. Yiyeceklerin kıt olduğu erken ilkbaharda, geceleri çiçek ve yaprakları yiyerek genç erik ve şeftali ağaçlarına zarar verirler.

Neden olduğu tüm tarımsal sorunlara ek olarak, insanlar kulağakaçanların kötü kokusu ve insan konutlarında veya yakınında çok olan popülasyonlarında rahatsızlık duymaktadır.

Kulağakaçan Mücadelesi

Pestisitlerin kaydının (kaydının silinmesi) ile ilgili değişken düzenlemeler nedeniyle, kimyasal kontrolü düşünürken ülkenizde hangi ürünlerin yasal olarak kullanımına izin verildiğini belirlemek için ulusal kayıtlı pestisit listenize veya ilgili makama danışılmalıdır. Pestisitler her zaman ürünün etiketine uygun olarak yasal bir şekilde kullanılmalıdır.

Kültürel kontrol ve sıhhi önlemler

Kulağakaçanlar, tahtaların altında, ağaç deliklerinde, çürüyen kabuğun altında veya nemli ve karanlık her yerde çok sayıda bulunabilir. Bunları kontrol altına almanın ilk adımı, bunları ve diğer üreme ve yuvalama yerlerini ortadan kaldırmaktır. Ev sahipleri, yaprak yığınları veya çim kupürleri gibi evin etrafındaki çürüyen bitkisel maddeleri çıkarmalıdır. Ayrıca, yuva yapan dişiler için çekici olan nemli, karanlık alanlara katkıda bulunan kötü yerleştirilmiş yağmur gider borularını ve bozuk sulama sistemlerini de onarmalıdırlar.

Bahçelerde ve çiftliklerde kulağakaçan popülasyonları, çalılıklara, çitlere ve ağaçların etrafına yivli tahta tuzaklar kullanılarak etkili bir şekilde azaltılabilir.

Özel bir feromon tarafından yönlendirilen kümelenme mekanizmaları, gelecekteki haşere yönetiminde popülasyonların kontrolü için kullanılabilir.

Fiziksel/mekanik kontrol

Kuzey Amerika’da, evlerin çevresinde kulağakaçanları kontrol etmek için vakumlama yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntem atıl yerlerin kaldırılması, binaların haşerelere karşı korunması ve fiziksel tuzaklar ile böceklerin fiziksel olarak uzaklaştırılmasını içerir.

Narenciye tarları gibi yerlerde toprağı sürerek yuvalanmalarını engelleyici fiziksel yöntemler kullanılabilir. Gece aktif olduklarından gece hasat edilen tarım ürünlerine karışma olasılığı yüksektir.

Kulağakaçan Biyolojik Kontrol (Doğal Düşmanları)

Doğal yaşam alanlarında doğal düşmanları vardır ama bunların popülasyonlarını ne derecede kontrol edebildiği net değildir.

  • Tachinid sinekleri Triarthria setipennis ve Ocytata pallipes , doğal habitatlarında kulağakaçanın iki ana parazitoididir. Çeşitli bölgelerde biyolojik kontrol için bu sinek türleri habitata salınmıştır, bazı bölgelerde kulağakaçan popülasyonları düşürülmüştür ama net olarak bunlardanmı kaynaklandığı bilinmemektedir.

Kulağakaçan Kimyasal Kontrol (Haşere ilaçlama)

IPM uygulamaları, kulağakaçanların kontrolü için uygulanabilir. Diğer zararlıların birçoğunda biyolojik kontroller dünya çapında tavsiye edilmektedir.

Tarım alanlarında sadece bu türe göre üretilmiş özel ilaçlar bulunmamaktadır. bu yüzden genel ilaçlama yapılır ve buda sıklıkla uygulanmaz. Daha çok evsel alanların çevrelerine yoğun ilaçlama yapılabilir.

Dünya’nın çeşitli yerlerinde farklı ilaçalar kullanılmıştır. Bu kimyasal ilaçların (piretroid) etken maddeleri şunlardır: deltametrin, fipronil, lambda-sihalotrin, sipermetrin, sumitrin,  tralometrin, lambda-sihalotrin

Bazı bölgelerde fipronil tabanlı hamam böceği jel grubu ilaçların işe yaradığı görülmüştür.

Çalışkan Group İlaçlama firması olarak İstanbul’un bir çok bölgesinde kulağakaçan ilaçlama uygulaması yaptık. Uygulamada deneyimli personelimiz ve sürekli gelişen bilgilerimiz sayesinde %100 e yakın çözümler sunmaktayız.

Kaynakça

Wikipedia contributors. (2021, August 16). Forficula auricularia. In Wikipedia, The Free Encyclopedia. Retrieved 09:32, December 1, 2021, from https://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Forficula_auricularia&oldid=1038993373

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir